Sen şimdi dalgınlıklarına kaç, mürekkep balıgı gibi…
Kalbindeki o eski sevdaları bir gölge gibi kullan.
Çırpınan sevgini korumak için durmadan yüz degiştir,
ama unutamazsın yüzünüYüzün ki, senin rakibin…
Yüzün ki, kalbini hiç saklayamaz…
Yüzün ki, aşkına rakip…
Sen şimdi dalgınlıgına kaç, mürekkep balıgı gibi…
Cezmi Ersöz
Hatırladım seni
bu büyük boşluğun içinde
neden böyle çok sevildiğini…
Sen hayatın once içinde olduğun halde
her şeyden ince bir tülle ayrılıyorsun,
her şeyden çocuksu bir kanla
eksik yaşanmış bir baharla ayrılıyorsun…
Kim sevse seni, yitirdiğini seviyor
o büyük eksik neyse onu…
Kim sevse seni, yanlış yüzünü görüyor…
Uzaklaşan bir tutkusun sen
seni seven yitirmeyi öğrenmeli,
Hayatsın…O kanatan rüya…
Bölünmüş hayatları
son kez aydınlatıyor adın…
Cezmi Ersöz
Eski bir yalnızlıktan ödünç alınmış günlerle
Yaşadım gençliğimi ölü bir kadının saçlarını
Okşayarak …
Yaşadım babamın ruhuma ithaf ettiği
Bütün pişmanlıkları ,
Bozgun bir kalp ve siyah bayraklı şiirlerle
Dolaştım bütün sahipsiz duyarlıkları…
Ömrümü kayda geçirdi bir sokak
Sokak ki vaiz ve ticaret
Islak tül kokusu ve kömür.
Sokak ki hep kışa doğru yürür
Cezmi Ersöz
Meğer çoktan dökülmüş
Aynalardan sırlar,
Çoktan yayılmış kanser kokusu
Apartman boşluklarına
ve karanlık pencerelerde
Eski bir çığlık gibi yaşıyormuş kadınlar…
Yoksa der miydim anneme
Küstah bir şaşkınlıkla,
Bırak artık bu beklemeleri, diye
Çünkü güzel günler geride kaldı, Read the rest of this entry »
Nilgün Marmara’ya
Sevgi en solgun mevsiminden
geçiyor belki de
ve biterken bir kahramanlık çağı
bu kanlı operayı seyrettiğim
alevlerle gölgelenmiş aynadan
kendime tutkun ayrılıyorum.
Loş ışıkların altında
birbirlerine kırık dökük
aşk öyküleri anlatan
orospu mesihlerden geçerken…
Bu artık son kez dokunuşum
akşamın parmak uçlarına.
Ey uyumlu şizofrenler
hüzünlü benciller
bağışlayın bana bu akşamı… Read the rest of this entry »
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerimi
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
bak, incelirken zehirleniyorsun yavaş yavaş
beni yanaşma ruhum boğuyor geceleri
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
yüreğim paslı bir sarnıç
gözyaşlarının demi hala avuçlarımda
sesleniyorsun sevdaların kilitlendiği manastırlardan
yaşamak güçlü olmak değildir her zaman
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
Cezmi Ersöz
seni asla lekeleyemem,çünkü
en derinimdesin
buluşmak için çırpındığım o ta içimde.
seni asla lekeleyemem,çünkü
günlük,basit,sıradan hayatımda yoksun
yasakların geri çekildiği,
korkunun sustuğu
o saf anlarda beliriyor kalbin…kalbime…
Cezmi Ersöz
Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
Ben koca bir hayat sığdırdım…
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
Sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı…
Hayat bana acımasız yüzünü
Sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi…
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
Hayata başladığım yerde,
Kalbindeyim…
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığı n yerde ne olduğunu bilmiyorum
Cezmi Ersöz
Cocukluk bahcendi sesin senin,
alevlerle mesut, cicekli aynandi.
Sizlattiginda karsiliksiz dusler bileklerii,
nefesini kanattiginda veda sozleri
yoruldugunda ayriliklardan,
artik hep boyle olacak, dediginde
sesine dondun hep.
Orada binlerce sevdali goz seni gorsun diye,
sesinin cocukluk bahcesine…
Cezmi Ersöz
Çocuk fahişe
şehvetin aynasında
kutsal masalını arıyor
yüzündeki sahipsiz spermler
çocukluğundaki ilahilerin serinliğini taşıyor
Yaşı yok fahişe
günahın içinde erdemi görüyor
yokluğa düşe düşe
ruhunun hallerini ezberliyor
Sevgili Anne… Çocuk fahişe
tahta kapısından çıktığı
bahçesine geri dönüyor
birbirine karışıyor şimdi
ayla güneş, sonra yıldızlar…
peki, bu melek kahkahasını kim atıyor?
Cezmi Ersöz