1. Seni sen oldugun icin degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için seviyorum.
2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.
3. Sen istediginde sana aşık olmaması, sana aşık olmadıgı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. Birisine yabancılaşmanın en kotu biçimi yanında oturuyor olup ona hic bir zaman ulaşamayacagını bilmektir. Read the rest of this entry »
Unutmayın: Gülümsemek, her sohbetin ve iletişimin anahtarıdır İş ortamında, bazen bir toplantı öncesinde, bazen koridorda veya asansörde karşılaştığımız kişilerle yaptığımız küçük sohbetlerin değerini hiç düşündünüz mü? Çok basit ve önemsiz görünen bu sohbetlerin ilişkilerimize, hatta bazen işimize veya kariyerimize etkisi büyük olabilir. İş dışındaki konularla ilgili kısa sohbetler yürütebilmek, her türlü iş ilişkisinde önemli bir beceridir. Özellikle büyük bir firmada çalışıyorsanız, bu tür tesadüfi karşılaşmalar ve kısa sohbetler, çevremizi genişletmek ve olumlu bir izlenim yaratmak için bazen elinizdeki tek şans olabilir. Bu tür sohbetlerin farkını, genellikle süreleri ve konuları oluşturur. Ayaküstü yapılan sohbetler, tarafsız ve görece önemsiz bir konuda yapılan kısa konuşma kesitleridir. Bu sohbetler genellikle koridor, mutfak, tuvalet, asansör, servis, yemekhane gibi mekanlarda gerçekleşebildiği gibi, kokteyl, toplantılar, iş yemekleri ve mülakatlar da kısa sohbetlerin yürütüldüğü ortamlar olabilmektedir. Bu tür mekanlarda kişilerin yanına giderek, gerekirse kendimizi tanıttıktan sonra, kısa bir sohbete başlayabiliriz. Read the rest of this entry »
19. Yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından
William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi
tasvir eden bir tablosu Londra
Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu.
Hunt’ın “Kainat ışığı”adını verdiği bu tabloda
geceleyin elinde bir fenerle bahçede duran
filozof kılıklı biradam görülüyordu. Read the rest of this entry »
Her ne kadar hz. şemsin kuralları olmasada; kırk 40 haikat diyelim
Gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı:
1. kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
2. kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil ! Read the rest of this entry »
Okulun ilk günü, profesör kendisini tanıttıktan sonra, daha önce tanımadığımız birisiyle tanışmamızı istedi. Ben etrafıma bakınırken omzuma yumuşacık bir el dokundu. Döndüğümde karşımda yüzü kırış kırış yaşlı bir kadın gördüm.
“Merhaba, Ben Rose!” dedi. “87 yaşındayım. Eh, tanıştığımıza göre seni kucaklayabilir miyim?”
Güldüm. “Elbette!” dedim. O bana bir nine sıcaklığıyla sarılırken kulağına şakayla:
“Bu kadar genç ve masum bir yaşta üniversitede ne işin var?” diye fısıldadım.
Kahkahayla cevapladı sorumu:
“Buraya zengin bir hoca bulup evlenmeye, birkaç çocuk doğurmaya geldim. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım!”
“Hayır hayır ciddiyim!” diye atıldım. Bu yaşında onu üniversiteye getiren şeyi öğrenmek istiyordum. Açıklaması basitti:
“Hep üniversite eğitimi almak isterdim ve şimdi de alıyorum!” Read the rest of this entry »